Kadin şeytanmıdır? - Emine Özgöçmen Kitap Tanıtımı

Roman özetleri ve kitap özetleri bölümümüzde sizlere Emine Özgöçmen’in Kadın Şeytan mıdır kitabının özetini sunuyoruz.

Düşünüldüğü kadar günahkâr mıydı kadın; yoksa cennet, onların ayakları altında mıydı? Fettan da olabilirdi fedakâr da…

İnsanların aklını çelen, aralarına fesat sokan mıydı kadın, yoksa anlaşmazlıkları çözen, insanları barıştıran mıydı?

Evli bir hemcinsinin elinden eşini alan da çocukları ve babaları arasındaki ilişkide tampon görevini üstlenen de kadındı. Yüzyıllardır koskoca düşünürlerin kafalarını kurcalayan “Kadınlar ne ister?” sorusunun neydi yanıtı?

Emine Özgöçmen, bu kitabında bizleri yanı başımızda yaşananlarla yüzleştirip “Kadın şeytan mıdır?” diye soruyor. Sıradan insanların yaşamlarından kesitlere yer vererek göstermeye çalışıyor cevabı.

26

Ocak
2012

KIZIL ELMA ROMAN ÖZETİ

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: 1  |  443 views

1.KİTABIN KONUSU :
İsabiekov adında bir adamın karısı Sabira ile ayrıldıklarını kızları Anara’ya anlatmaya çalış masını konu alıyor.
2.KİTABIN ÖZETİ :
İsabiekov ve karısı mizaç uyuşmazlığı nedeniyle ayrılırlar. İsabiekov ayrıldıklarını kızı Anara’ya anlatmak zorundadır ancak bunu bir türlü yapamaz. Konuyu evde değil bir kır gezisinde açmayı uygun bulur. Kızının kendisiyle kalacağını düşünür. Kızının canı çok sıkkındır.
Bir sonbahar günüdür. Birden Anara’nın sevinç çığlığını duyar. Koskoca kıpkırmızı bir elma bulmuştur. İsabiekov elmayı görünce kendisinin de yine böyle , bu yerde elmayı bulduğu anı hatırlar.
Savaştan sonra , şimdi öğretmenlik yaptığı Tarım Enstütüsü’nde okumak için şehre gelir. Şehirde adını dahi bilmediği bir kıza aşık olur ve bulduğu kızıl elmayı ona vermek ister. Bir sabah , yine böyle bir sonbahar gününde , cesaretini toplar ve ona ilan-I aşk eder kızıl elmayla . Kız hiç umursamaz bile. İşte o an yıkılır. Yıllar sonra kızıl elmasını kabul edecek birini bulur , eşi Sabira’yı.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Hayatta her şeyinizi asla bir olguya bağlamayın , daima alternatifler oluşturun.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
İsabiekov : Çok seven ama pek belli etmeyen biri.
Sabira : İsabiekov’un eşi çok güzel , duygusal bir kadın.
Anara : Ailenin tek çocuğu.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Olaylar sade bir dille ama ayrıntılı olarak işlenmiş.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Aytmatov ,Cengiz (d. 12 Aralık 1928 , Şeker Kırgız ÖSSC) , yazar , çevirmen ve gazeteci.
Yazarlığa 1952’de başladı , 1959’da Kırgız’da Pravda muhabiri oldu. Povesti gor I stepey ( 1962 ; Dağlar ve Steplerden Masallar ) adlı öykü değerlendirmesiyle büyük ün kazandı. Bu değerlendirme 1963’te Lenin Ödülü aldı. En önemli yapıtları arasında ,Trudnaya pereprava ( 1956 , Zorlu Geçit ) , Litsum klitsu ( 1957 ,Yüzyüze ) , Proşçay , Gulsari ! ( 1966 ;Kopar zincirlerini Gülsarı , 1969/ Gülsarı , 1973 , 1980/ Elveda Gülsarı , 1973 , 1983 , Beli prohod (1970 ; Beyaz Gemi , 1970 ) ve Pervi uçitel ( 1961 Öğretmen Duyşen , 1968 , 1971/ İlk Öğretmenim , 1982 ) sayılabilir.

24

Ocak
2012

MİSKİNLER TEKKESİ ROMAN ÖZETİ

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: 1  |  304 views

1.KİTABIN KONUSU :
Köklü bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen bir adamın , dönemin şartlarından dolayı hayat çizgisinin değişmesini , onun da bu hayatı benimseyerek yaşamını bir dilenci olarak devam ettirmesini konu alıyor.
2.KİTABIN ÖZETİ :
Kahramanımız köklü bir ailenin üyesidir. Yapısı gereği kafasının vucuduna oranla büyük olmasından dolayı hicap duyar. Bu duygu gençlik çağlarında daha da artar. Rüştiye son sınıfa kadar sınıfları hat’tının çok iyi olmasından dolayı geçer. Son sınıfta da okul müdürü tarafından bir el yazması divanı çoğaltması ile görevlendirilince işi garantiye alır. Oturdukları konak yanar , fakat yanan konakta oturmaya devam ederler. Komşularının kızı Mesrure’ye aşık olur. Sırf onun için ud çalmayı öğrenir , babası olan paşanın gözüne girebilmek için meclis içinde söylenebilecek sözler ezberler. Meşruyet inkılabı ile ailesinden bazı fertler ile komşusu olan paşa sürgüne yollanır , konak dağılır 31 Mart ile İttihatçılara karşı gözüktüğü için Sinop’a sürülür. Balkan Muharebesi ile İttihatçılar düşer ve üç yıl sonra İstanbul’a geri döner. Selanik Hukuku mezunlarından Şefkati Bey’in Galatasaray Sultanisi’ne rakip olarak açtığı Nur-I İrfan okulunda öğretmenlik yapar. I nci Dünya harbi’nde Halepte yazıcı neferliği yapar. Bir levazım katırı , sağ bileğiyle kolunu birkaç yerinden kırar. Sağ kolundeki çarpıklık onun yadigarıdır. Bozgundan sonra zor bela vatana döner ve kazara dilenciliğe başlar. İzmir Temaşalık’a gelir. Dilencilik yapmasına rağmen zengin olduğu zannedilip evinin etrafı gömü var diye kazılmaya başlanınca ve asıl sebep olan tanımadığı bir kadı tarafından kendisine bırakılan İsmail’den kurtulmak için İstanbul’a gelirler. İsmail’ I Darüşşafaka’ya verirler. Neredeyse bir ömrü sadaka almak ile geçmiştir. Yine o sadakalarla büyüttüğü , okuttuğu , mimar olmuş olan İsmail’den sadakaların en muhteşemimi vefayı alır.
3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Hayatta her şey gelip geçer , geçenlerden geriye dönen tek şey vefadır.
4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Kahramanımız : Gevşek yaradılışlı , zora gelemeyen bir tip.
Mesrure : Kahramanımızın ilk aşkı , çıtı-pıtı utangaç bir kız.
İsmail : Çok zeki , hırslı ,dikbaşlı biri.
5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Zamanına göre sade bir dille yazılmış. Olayların ve mekanların üzerinde kısa durulması kötü durulması kötü olmuş.
6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1899yılında İstanbulda doğdu. Çanakkale’de Mektep-I İptidai’yi bitirdikten sonra bir buçuk yıl Çanakkale İdadisi’nde , bir süre İzmir FrereLerde okudu. Bursa Sultanisi’nin orta kısmında Fransızca öğretmenliği , 1929-1931 yıllarında Dil Heyeti’nde görev yaptı. 19312de Maarif vekaleti ikinci sınıf maarrif müfettişi oldu. Paris Ateşeliği’nde bulundu. 1954’te emekliye ayrıldıktan sonra İstanbul Şehir Tiyatroları’nda edebi kurul üyeliği yaptı. Akciğer kanserine yakalanarak tedavi için gittiği Londra’da hayatını kaybetti. Başlıca eserleri : Çalıkuşu , Bir Kadın Düşmanı , Damga , Yeşil gece , Ateş gecesi , Son sığınak , Sönmüş yıldızlar , Leyla ile Mecnun , Olağan İşler , Tanrı Misafiri ; Başlıca oyunları : Hülleci , Balıkesir Muhasebecisi , Tanrı Dağı Ziyafeti…

24

Ocak
2012

Cahit KÜLEBİ Bütün Şiirleri ROMAN ÖZETİ

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: Yok   |  201 views

1.KİTABIN KONUSU :
Cahit KÜLEBİ’nin 1936-1983 yılları arasındaki Anadolu insanının sıkıntılarını, umutlarını,özlemlerini anlatan şiirleri.

2.KİTABIN ÖZETİ :
Cahit KÜLEBİ bütün şiirlerinde Anadoluyu anlatır.Yaşadığı yerlerden,gözlemlerinden sıkça bahseder.Kitabında da bu öğeleri görmek mümkündür.Kitap çeşitli bölümlerden oluşmuştur.Birinci bölümde çeşitli kişiler tasvir edilir,akıcı bir uslup kullanılır.İkinci bölümde şiirin ustalarına ithafen yazdığı şiirlere rastlanır. Üçüncü bölümde tabiat,doğa ve mevsimlerle ilgili ilginç teşbihlere ve sıradışı sonlara rastlanır.Dördüncü bölümde Atatürk ve Kurtuluş Savaşı ile ilgili zafer duygularını yansıtan şiirlere rastlamak mümkündür.Ayrıca memleketin içinde bulunduğu zor koşullarla ,Türk Milletinin fedakar ve cefakar davranışları da şiirlerinde göze çarpan özelliklerdendir.Diğer bölümlerde de Türkiye coğrafyasının türküsünü yazmaya çalışmış,kadınlarla ilgili yazdığı şiirlerinde onların da göz ardı edilmemesi gerektiğini vurgulamaya çalışmıştır.Genel olarak bir umut teması işlenmiş,ama umutsuzluğun ve özlemin olduğu şiirleri de mevcuttur.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :
İnsanın yalnızlık,özlem,hasret gibi duygularla doluyken neler üretebileceği.

4.KİTAPTAKİ OLAY VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Olaylar genelde Anadoluda geçer.Şahıslar kimi zaman bir anadolu insanı, kimi zaman Kurtuluş Savaşındaki bir asker ve kimi zamansa bir şairdir.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Şair ,dönemine göre oldukça sade bir dille yazmıştır.Genellikle Halk Edebiyatının klasik kalıplarını kullanmış ve süslülükten kaçınmıştır. Benzetmelerindeki ifade kuvveti teşbih hudutlarını zorlayacak niteliktedir.Kitabın her bölümünde farklı bi tad ,farklı bir ton bulmak mümkündür.İşte bu yüzdendir ki çağımızın dikkate değer şairleri arasındadır.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
1917 yılında Sivas’ın Zile ilçesinde dünyaya geldi.1936 yılında Sivas Lisesini,1940 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirdi.1940-1943 yılları arasında Bulgaristan sınırında askerlik,1943’te Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği;1956-1972’de Milli Eğitim Bakanlığı Müfettişliği,başmüfettişliği, kültür ateşeliği,müsteşer yardımcılığı; 1951-1983 yıllarında Türk Dil Kurumu üyeliği,’’Türk Dili’’ dergisi kuruculuğu yaptı.Yazdığı şiir kitapları sekiz tanedir ve ‘‘Bütün Şiirleri’’ nde toplanmıştır.

24

Ocak
2012

Yağmur Beklerken ROMAN ÖZETİ

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: Yok   |  243 views

1.KİTABIN KONUSU :
Çok partili hayata geçiş dönemimdeki halkın içinde bulunduğu zorluklar ve Rahmi’nin kasabadaki Serbest Cumhuriyet Fırkası’nı kurma çalışmalarını anlatmaktadır.
2.KİTABIN ÖZETİ :
Rahmi, babası öldükten sonra annesinin büyüttüğü, amcası Rıza Efendinin okuttuğu ve avukat olan birisidir. Avukatlığının ilk yıllarında kasabadaki eski avukatlardardan dolayı fazla iş bulamamıştır. Eski avukatlardan Kenan Beyin elinden tutması ve bazı davalarını O’na vermesi sayesinde işleri açılmıştır.
Havaların kötüye gitmesi ve kuraklık nedeniyle tarlalarda mahsüller iyi olmamıştır. En kısa zamanda yağmur yağmazsa ürünler olmayacaktır. Halk bu yüzden huzursuzluk içindedir. Kasaba halkı hep beraber yağmur duasına çıkar. Birkaç gün sonra yağmurun yağmasından sonra, halk arasında olaylar yatışmış gibi görünmektedir. Uzun bir süre yağmur yağmayınca Rahmi Ankara’dan su pompası getirtir. Tarlasını sular ve mazot parası karşılığında pompayı kiralar.
Kasabada bunlar olurken Kenan Bey Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın kasabadaki kolunu kurmak için çalışmalar yapmaktadır.Önde gelen kişilerden kendi cephesine taraftar toplamaktadır.Rahmi Kenan Beyi sevip saymaktadır. Daha önceden hasta olan Kenan Bey, hastalığının artması yüzünden parti olaylarıyla ilgilenecek birini aramaktadır. Bunun için en uygun kişi olarak Rahmi’ye teklifte bulunmuştur.
Sade bir hayatı olan Rahmi ilk önce bu teklifi reddetmeyi düşünür; ama sonra halkın durumunu göz önüne alarak, bunların düzeltilmesini istediği için kabul eder. Hastalığı artan Kenan Bey Ankara’ya kaldırılır. Rahmi parti kurma çalışmalarına başlar. Kasaba eski ve yeni parti olmak üzere ikiye ayrılmak üzeredir. Rahmi bundan rahatsızlık duyar; fakat yapacak çok bir şey de yoktur.
Bu arada Rahmi eviyle ve işiyle ilgilenememektedir. Ankara’dan gelen Naki Bey ile görüşmüştür. Ankara’da olup bitenlerden haberdar olmuştur. Kenan Beyin ölümü üzerine Ankara’ya giden Rahmi orada Naki Bey ile görüşür. Ankara’dakilerin kendisi hakkında neler düşündüklerini öğrenir. Kasabaya döndükten sonra parti çalışmalarına hız verir. Serbest Cumhuriyet Fırkası seçime girme kararı almıştır.
Kasabadaki belediye başkanlığı seçimlerini Rahmi kaybeder. Yeniden eski hayatına döner ve ailesiyle ilgilenmeye başlar. Halk arasında seçimden sonra düşmanlıklar yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Serbest Cumhuriyet Fırkası çıkan olaylar sonrası kapatılmıştır.
Naki Beyin Ankara’dan gönderdiği telgrafta Rahmi’ye bakanlık teklif edilmiştir. Bu kısa zamanda kasabada duyulmuştur.

3.KİTABIN ANAFİKRİ :
Toplumun yaşam tarzında değişiklik yaparken halkın karşılaşabileceği zorluklar göz önüne alınmalı ve bunlara çözüm bulunmalıdır.

4.OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
Mumcu Rıza Efendi: Rahmi’nin amcasıdır.Rıza efendi ekşimek için sebep arayan, kara ve kalın kaşlı yarısı kararmış, hafifçe komik, çok sevimli badem bıyıklıdır. Etrafı tarafından sevilip, sayılan birisidir. Rahmi’nin babası ölünce onun okumasını sağlamıştır. Çocukların kararlarında yol gösteren; ama hiç onları zorlamayan birisidir.
Rahmi : Amcasını aksine güler yüzlü, açık elâ gözleri, gülmek için kendine mutlaka birşeyler arayan ve bulan birisidir. O’na göre, herkes kendi işini yapmalıdır; ama bu görüşü zamanla değişmiş; toplumun kötü giden hayatını düzeltmek için kolları sıvayıp parti kurmuştur.
Serdar : Rahmi ile Güldane’nin oğludur.
Müberre : Rahmi ile Güldane’nin kızıdır.
Güldane : İki çoçuk annesi ve üçünçüye hamile olmasına rağmen hâlâ bir genç kız edâsındadır. Okuma yazma bilmeyen, akşama kadar evinin işiyle uğraşan, kocasına hizmette kusur etmeyen birisidir.
Kenan Bey :Kasabanın en tanınmış avukatıdır. Bugüne kadar sadece birkaç dava kaybetmiştir. İri yapılı, kararlı, çevresi tarafından sevilip sayılan birisidir. Hastalığı ilerdikten sonra bu halinden eser kalmamıştır.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Kitap, çok partili döneme geçiş aşamasında çıkan olaylarda halkın içinde bulunduğu durumu gözler önüne sermesi bakımından okunması gereken bir kitaptır.Tarihi olaylara açıklık getirmektedir

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
Tarık Buğra, 2 Eylül 1918’de Akşehir’de doğdu. Babası Erzurumlu Mehmet Nazım Beydir. 1936 yılında Konya Lisesi’nden mezun oldu. 1947-1950 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyat Bölümü’ne devam etti. Edebiyat anlayışı bakımından klâsik sanat anlayışının dışındadır. O’na göre sanatın gayesi insanı yüceltmektir. “Sanat sanat içindir.” anlayışını benimser. Eserleri:Yalnızlar Romanı, Aşk Esirleri, İbişin Rüyası, Yarın Diye Birşey Yoktur ve Oğlumuz.

24

Ocak
2012

Veronika Ölmek İstiyor ROMAN ÖZETİ

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: Yok   |  185 views

1.KİTABIN KONUSU :
Genç bir kızın renkli bir yaşam sürmesine rağmen mutlu olmadığından ölmeye karar vermesi, bu nedenle hastahaneye kaldırılması ve burada yabancısı olduğu duyguları keşfetmesidir.

2. KİTABIN ÖZETİ :
Veronika isimli kahramanımız hayattan zevk almayan ve görünüşte her istediğine sahip olan ama mutluluğun tadını alamamış genç ve güzel bir kızdır. Sıradan olmaktan nefret eder. Bir gün hayatına son vermeye karar verir. Uyku hapı ile intihara kalkışır. Fakat bunu denedikten sonra kendine geldiğinde gerçekten farklı dünyada bulur kendini; Veronika artık hastahanededir… Ülkenin en ünlü akıl hastahanesi olan bu yerde her türlü insanla karşılaşılması mümkündür. Burada Veronika değişik karakterde kişilerle tanışır. Ayrıca şizofren bir erkeğe yakın ilgi duyar. Kahramanımız, dışarıda yapmak isteyip yapamadığı her işi burada yapar. Çünkü burası deliler hastahanesidir; hiç kimse burada –diğerlerine zarar vermemek sureti ile- yaptığı işlerden yadırganmaz. Burada tanıştığı kişiler ve yaptığı her iş onu hayata döndürür. Fakat zaman gün geçtikçe kısalmaktadır. Çünkü kahramanımızın intihar için aldığı haplar onun öleceği günü belirlemiştir, en azından doktor böyle söylemiştir.
Veronika gün geçtikçe değişmekte, şizofren olan Eduard’a daha da yakınlaşmaktadır. Doktoru da Veronika hakkında olumlu düşünmektedir. Fakat kahramanımızın öleceği zaman da yaklaşmıştır. Hayatının kalan bölümünü dışarıda geçirmek isteyen genç kız, arkadaşı Eduard ile kaçmaya karar verir. Doktorunun söylediğine göre son 24 saate girmişlerdir. O gün hastahaneden kaçarlar ve ikisi mutlu bir şekilde hayatlarını sürdürmeye çalışırlar, hastahaneye alıştıklarından dışarıda halka göre farklı davranışlarda bulunurlar fakat sonradan çevreye ayak uydururlar. Veronika 2 gün geçmesine rağmen ölmemiştir. Herkes bunun nedeni hayata sımsıkı bağlanması olarak yorumlamaktadır.

3.KİTABIN ANA FİKRİ :
Herkes farklı davranışlarda bulunabilir veya olumsuz yargılanabilir. Fakat her zaman bu davranışları sergileyenleri suçlamamalı, bu davranışı yapmaya zorlayan etkenleri sorgulamalıyız.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ:
MARİ : Aslında akli dengesi yerinde olan bir kadındır. Fakat akıl hastahanesine alışmıştır. Dışarıda çevreye ayak uyduramaması endişesi ile hastahanede kalmaya karar vermiştir. Bu akıl hastahanesinde hastaların iyileşmesine katkı sağlaması için hastalarla beraber kalmaktadır. Günümüzde bu karakterde kişilere rastlanılabilir. Çünkü hayata hep olumlu bakan, anlayışlı biridir.
EDUARD : Şizorfen bir hastadır. Birkaç kişi hariç kimseyle konuşmaz, çünkü hiç kimsenin onu anlamayacağı kanısına varmıştır. Ailesinin kurduğu aşırı baskı üzerine hasta olmuştur. Günümüzde böyle kişilerle günlük hayatta karşılaşılması mümkün değildir.
VERONİKA : Romanımızın kahramanıdır. Her istediğini yapmak ister. Farklı arayışlar içindedir. Aslında aradığı tek şey mutluluktur.

5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Sık sık başka kişilerin önyargılarına maruz kalanlar için değişik bir yaşam tarzı bulma ihtiyacını irdeleyen bir kitap. Kitabın akıcılığı romana ayrı bir hava vermiştir. Farklı konuları işlemesi nedeni ile okuyana, hayatta değişik bakış açılarının da var olduğunu irdelemiştir.

6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
Paulo COELHO, Slovenya’da Rio de Janeiro’da doğdu. Roman yazarlığına başlamadan önce, oyun yazarı, tiyatro yönetmeniydi. 1986 yılında Hristiyanların geleneksel haç yolculuğunu yaptı. Bu deneyimini “The Pilgrimage” (Hac) adlı kitabında anlattı. 1988 yılında yayınlanan Simyacı,onu en çok okunan yazarlardan biri yaptı.

23

Ocak
2012

Cahide – Nalan Tuntaş

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: Yok   |  156 views

Cahide - Nalan Tuntaş Kitap Tanıtımı Kadın kimdir? Gerçekten onun bir kimliği var mıdır? Yoksa erkeklerin gölgesinde yaşamak zorunda olan, insan sınıfına bile girmeyen herhangi bir varlık mıdır kadın? Köle mi, asalak mı, süs mü, yoksa erkeğin istediği gibi kullandığı bir hizmetçi mi? Sahi, âşık olmak gibi bir hakkı var mı kadın denilen varlığın?

Özgürlüğünü yaşayamayan, kendisini savunamayan, ekonomik gücü başkalarına bağlı olan kadın ne duruma düşer? Böyle bir kadının düştüğü durumun sorumlusu kimlerdir acaba?

Yıllarca toplumsal baskıların etkisiyle kendi dünyasına kapanan, bütün insanların kendisi gibi olduğu inancıyla atıldığı yeni serüveninde bu kez iç baskılarının tutsağı olan Cahide…

Eşimizi, kızımızı, kız kardeşimizi, kız arkadaşımızı ve kültürümüzde kutsal bir yeri olan annemizi aşağılayan anlayışa tepkili her okuyucunun yüreğini burkacak bir yaşamdır Cahide’nin yaşamı.

23

Ocak
2012

Uzun-Beyaz-Bulut GELİBOLU ROMAN ÖZETİ

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: Yok   |  221 views

1.KİTABIN KONUSU :
Çanakkale Savaşları’nda ölen büyük dedesinin kayıp mezarını aramak için Gelibolu’ya gelen Yeni Zelandalı genç bir kadın ve Çanakklale Milli Parkı’nda bastonuyla dolaşan ninenin seksen beş yıllık sırrı.

2.KİTABIN ÖZETİ :
Turist rehberi Mehmet 2000 yılının Mart ayında, Yeni Zelandalı Victoria Taylor’ı –kısaca Viki- Çanakkale’nin Eceyaylası köyüne getirir. Viki köylülere Çanakkale Savaşları’nda bir Türk kahramanı olan Gazi Alican Çavuş’un kendi büyük dedesi Alistair John Taylor olduğunu söyler. Köylüler buna çok şaşırır ve inanmazlar. Sonra Viki’yi, Gazi Alican Çavuş’un Yeni Zelanda anlamına gelen Uzun, Beyaz, Bulut isimli çocuklarından tek kızı Beyaz Hala ile yüzleştirirler. Beyaz Hala Mehmet’i köylülerle dışarıda bırakarak sadece Viki’yi evine alır. Viki’nin elinde büyük dedesinin savaşta ölmediğine dair kanıt olarak gördüğü mektuplar vardır. Beyaz Hala da babasının en yakın silah arkadaşı Teğmen Ali Osman Bey’in mektuplarını çıkarır ve birbirlerine okurlar. Bu mektuplardan biri Yeni Zelanda’ya diğeri ise İstanbul’a yazılmış farklı mektuplardır; fakat her ikisinde de savaş hakkıdaki düşünceler aynıdır. Sonunda Beyaz Hala Teğmen Ali Osman Bey’in, psikolojik dengesini kaybeden Viki’nin büyük dedesini Anzak cephesinden Türk cephesine doğru koşarken ölümden kurtarıp, şehit düştüğünü ve artık ülkesine dönemeyecek durumda olan Alistair John Taylor’un üniformaları değiştirerek Eceyaylası köyünde Gazi Alican Çavuş lakabıyla yaşadığını söyler. Viki böylece büyük dedesinin Gazi Alican Çavuş; Beyaz Hala’nın öz büyük halası olduğunu öğrenir. Böyle bir olayı duyan televizyon kanalları köye gelirler. Bunun üzerine Beyaz Hala İstanbul’dan aslında M.İ.T. ajanı olan avukat kardeşi Bulut’u çağırır. Bulut, Viki’ye bu gerçeğin açıklanmaması gerektiğini yoksa tarihin bilinen yüzünün değişebileceğini söyler. Bir basın toplantısı yapılır ve Viki bu gerçeği açığa çıkarmamak için büyük dedesinin Gazi Alican Çavuş olamayacağını belirtir. Beyaz Hala bu duruma çok sevinir. Tatil süresi biten Viki daha sık gelmek üzere ülkesine geri döner.

3.KİTABIN ANAFİKRİ :
Tarih düz okunacak bir metin değildir. Yaşanan ve yaşanmayan bazı tarihi olaylar kitaplarda yer alırken çarpıtmalara uğrar.

4.KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ :
MEHMET : İşini severek yapan, yalnız yaptığı işle ilgilenen başarılı bir turist rehberi.
VİKİ : Gençliğini büyük dedesinin kayıp mezarını bulmak için geçiren, bu yüzden kendi özel yaşamıyla ilgilenemeyen 30 yaşında Yeni Zelandalı bir psikiyatris.
BEYAZ HALA : Babasını çok seven, onun ölümünden sonra evine kapanan, köylülerin ermiş olarak düşündüğü yaşlı bir kadındır.

5.KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER :
Savaşın anlamsızlığı, gizemi ve düşmanlığın ötesinde birleştirme mucizesi, sürükleyici bir dille yansıtılmış akıllara durgunluk veren bir kitap.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
1955’te Ankara’da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nden mezun oldu. Biyolog olarak gittiği Norveç Bergen Üniversitesi’nde mikrobiyel ekoloji ve sosyoloji, ABD Michigan Üniversitesi’nde toplum sağlığı konularında yüksek lisans çalışmaları yaptı. FinlandiyaTampere Teknik Üniversitesi Su Teknolojisi Bölümü’nde ve O.D.T.Ü Çevre Mühendisliği Bölümü’nde araştırmacı olarak çalıştı, ders anlattı.Gezgin ve araştırmacı olan Uzuner’in eserleri birçok ülkede yayımlandı. Yazarın 2001 yılında beş yıla yakın bir çalışma sonu yayımladığı UZUN BEYAZ BULUT-GELİBOLU adlı son romanı bir ayda 50.000 okura ulaşmıştır.

23

Ocak
2012

MİLLİ SAVAŞ VE HİKAYELERİ ROMAN ÖZETİ

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: Yok   |  143 views

1.KİTABIN KONUSU:
Genellikle savaş döneminde yaşanan olayları , köylünün yaşadıklarını , çekilen zorlukları anlatıyor. Ayrıca kitapta bir kızın sevgilisine yazdığı mektupta yer almaktadır. Kitapta bundan ayrı birkaç mektup daha vardır.
2.KİTABIN ÖZETİ:
SES DUYAN KIZ :
Yazar ve aekadaşı bir köye giderler yolda dinlenmek için mola verirler. Yazar hayvanını bir söğüt ağacına bağlamak ister ama arkadaşı izin vermez. Ve sebebini anlatmaya başlar.
Oranın bir türbe olduğunu ve oraya hayvan bağlamanın orada yatanı rahatsız edeceğini söyler. ‘Ses Duyan Kız ‘ türbesi diye anıldığını söyler. Kızın sevgilisi askerde şehit olduktan sonra kız kıimsenin duymadığı sesler duyar. Kızın gerçek adı Emine’dİr. Kız herkesi cenge gitmeye çağırır. Köylü kızı zaptedemez köyün meydanında bağırıp çağırır. Kız beş altı gün sonra gece vakti evden kaçar ve kaybolur. Bir sabah çoban onu o söğüt ağacının altında bulur. Dürter ama kız uyanmaz çünkü ölmüştür. O günden sonra genç sevgililer hep orayı ziyaret ederler ve harbe giden sevgililerinin dönüp dönmeyeceğini sorarlar ve Ses Duyan Kız onlara cevap verir. Yazar da dendemek için bağırır ama karşıki kayalar onun sesini ona iade ederler.
DÜNYA GÖZÜ VE AHİRET SESLERİ :
Düşmanın kontrolü altında olan bir köyde yaşayan Hacı Arif Efendinin Türk askerini son bir kez görmek için nasıl heyecanlandığını ve başına neler geldiğini anlatıyor.
Hacı Arif Efendi rumlar üzüldükçe harbin başladığını düşünerek sevinir onlar sevindiğinde tekrar ümitsizliğe kapılır. Bir ara Türk süvarileri köye gelir buna çok sevinir ama hemen köyü terkedince hevesi kursağında kalır. Bir gün dışardan gelen gürültüler üzerine Türk askerlerinin trenle geldiğini duyar ve hemen istasyona gider. Ama bunlar düşman askeridir ve kalabalığı dipciklerle vurarak dağıtırlar. O da baya darbe alır kaçarken yere düşer ve kendinden geçer. Ölmek üzereyken Türk askerlerinin sesini duyar. Askerler bakar ve hiçbir şey söylemeksizin ruhunu teslim eder.

Ayrıca kitapta Teslim Teslim , Issız Köy Ve Dilsiz Kız , Küçük Neron , Bir Meczup , Hem Katil Hem Müttehim , Güvercin Avı , Utanç , Hasretten Hasrete , Hüseyin Çavuş , Muhacir Kerim Ağa , Katmerli Bir Hiyanet , Düşmana İltihak ,Ceviz , On Dört Yaşında Bir Adam , Köyünü Kaybeden Kadın , Bir Şehit Mezadı ,Garip Bir Benzeyiş , Bir Hastane Koğuşunda , Bir Beyoğlu Dönüşü , Gizli Posta , Gizli Posta II , Gizli Posta III , Bir Yurt Yergisi , Talih , Bir Kör Göz Ve Kör Bir Gönül ve Sikkenin Tersi adlı hikayeler de bulunmaktadır.

3.KİTABIN ANAFİKRİ:
Kitapta savaş zamanında insanların milli duygularını kaybetmediğini ve hayatı pahasına kendilerini ezdirmediğini anlatıyor.
4.KİTAPTAKİ OLAYLAR VE ŞAHISLARINN DEĞERLENDİRİLMESİ :
Kitap birden fazla hikayeden oluştuğu için belli bir karekter yoktur. Kitapta yazar kendi düşüncelerini karakterlere canlandırttığı için karakterler yazarın kendisidir. Yazar da cesur milletini seven ve onu hayatından üstün tutan bir kişi görüntüsündedir.
5.KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER:
Kitapta milli duyguları uyandıracak hikayeler var. Kitap kısa kısa hikayelerden oluştuğu için insanı sıkıntıya sokmuyor ve insan okurken büyük bir zevk alıyor. Kitapta biz zamani gençliğine ders olacak birçok hikaye mevcut. Her türk gencinin okuması gereken kitaplardan biri diye düşünüyorum.

6.KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ:
Yazı hayatına Fecriati topluluğunda romantik-realist hikaye ve mensur şiirle başlayan (1909); deneme, makale, oyun, monografi ve anı türlerinde eserler bırakmış olan Yakup Kadri, yaygın şöhretini romanlarıyla sağladı. Tarih ve toplum olaylarından her birini bir romanına konu edinerek, Tanzimat devriyle Atatürk Türkiyesi arasındaki dönem ve kuşakların geçirdikleri sosyal değişim ve bunalımlarını, yaşayış ve görüş farklarını işledi; düşünceye ve teze dayanan özlü eserler verdi.
Pek çoğu yabancı dillere de çevirilmiş ve tükendikçe yeni baskıları yapılagelen eserleri, türlerine ve ilk basım yıllarına göre şöyledir: Hikaye kitapları: Bir Serencam (1913), Milli Savaş Hikayeleri (1947), Hikayeler (il hikayeleri, 1985; Der.: Dr. N. Akı)
Romanları: Kiralık Konak (1922), Nur Baba (1922), Hüküm Gecesi (1927), Sodom ve Gomore (1928), Yaban (1932), Ankara (1934), Bir Sürgün (1937), Panorama (iki cilt, 1953/54), Hep O Şarkı (1956)
Nesirler ve Yazıları: Erenlerin Bağından (1922), Kadınlık ve Kadınlarımız (1923), Ergenekon (1929, iki cilt), Okun Ucundan (ilk ikisi ile birlikte, 1940), Alp Dağlarınan ve Miss Chalfrin’in Albümünden (1942). Monografiler: Ahmet Haşim (1934), Atatürk (1946)
Anıları: Anamın Kitabı (çocukluk anıları, 1957), Vatan Yolunda (Kurtuluş Savaşı anıları, 1958), Gençlik ve Edebiyat Hatıraları (1969), Zoraki Diplomat (elçilik anıları,1955), Politikada 45 Yıl (siyaset anıları, 1968).Oyunları: Tiyatro Eserleri (4 oyun, 1984)
En ünlü eseri Yaban romanı, C.H.P. 1942 Roman Mükafatı’nda ikincilik kazanmıştı.

23

Ocak
2012

Nikolay (Vasilyevich)GOGOL ROMAN ÖZETİ

Yazar: Editör  |  Kategori: Roman Özetleri  |  Yorum: Yok   |  152 views

1-KİTABIN KONUSU :
Ölü köle alan bir adamın başında geçen olayları bir mizah içinde anlatıyor.
2-KİTABIN ÖZETİ :
N………. kentinin merkezindeki büyük hana bir yolcu oldukça güzel, küçük, yaylı bir araba ile gelir. İlk etapta bu kimsenin ilgisini çekmez. Gelen şahıs Pavel İvanoviç ÇİÇİKOV’dur. Kendisini danışman, çiftlik sahibi ve iş için yolculuk eden biri olarak tanıtır. Tez elden kentin ileri gelenleriyle tanışır: Vali, polis memuru, yargıç, savcı, çiftlik sahipleri vs. ve gittiği her yerde kendini görgülü bir salon adamı olarak gösterir; konusu ne olursa olsun her konuşmada canlı, ilgi uyandırıcı sözler söyler.
Her gün akşam toplantılarına, yemeklere gider hoş vakit geçirir. Sıra kent dışı ziyaretlere geldiğinde ise işe önce çiftlik sahibi Manilov ile Sobakeviç’ten başlar. Önce Manilov’un çiftliğine gider. Manilov ailesi üzerinde çok iyi izlenimler bırakır. Yemekten sonra çalışma odasına geçip iş konularında konuşmaya başlarlar. Çiçikov öncelikle Manilov’a kaç tane kölesi olduğunu, en son sayımı hükümete ne zaman verdiğini, kaç kölenin öldüğü gibi sıradan sorular sorar. Ancak o kadar çok ölen olmuştur ki Manilov bile sayısını kahyadan öğrenir. Ancak Çiçikov bunların listesini isteyince ortalık birden gerginleşir ve Manilov bunu niçin istediğini sorar. Çiçikov ne diyeceğini şaşırır ve ancak “Köylü satın almak istiyorum.” diyebilir. Daha sonra toparlayarak ölmüş olan köleleri almak istediğini söyler.

ÇİÇİKOV’un aldığı köleler kentte günün konusu olur. Köylülerin başka bir yere götürülüp yerleştirilmesinin karlı bir iş olmadığı üstüne bir çok yorumlar yapılır, bir çok düşünceler, görüşler ileri sürülür. Kimi de, Çiçikov’un köylülerine egemen olan başkaldırma ruhunun kökünden kazınması için başvurulacak çareleri sayıp döktüler. Bu düşünceler çeşit çeşitti. Bir kısmı, son kerte zor ve baskı kullanılması gereğini ileri sürüyor, bir kısmı ise tam tersine merhametli davranmayı öğütlüyordu. Posta müdürü ise Çiçikov’a kutsal bir görev düştüğünü O’nun bir çeşit “baba” yerinde olduğunu, hatta köylülerini eğitimden yararlandırmasını söylüyor bu sırada Lancaster’in önerdiği karşılıklı eğitim sistemini övüyordu.
Kentteki insanların tümü iyi kalpli, konuksever insanlardır. Onlarla birlikte yemek yiyen ya da Whist oynayan biri hemen dostları olup çıkar. Hele bu kişi Çiçikov gibi iyi huylu terbiyeli, kendini sevdirmenin büyük gizini bilen biri olursa. Çiçikov kentte o kadar sevilmiştir ki bir türlü ayrılıp gitmenin yolunu bulamaz. Her zaman “bizimle bir haftacık daha kalın, Pavel İvanoviç” gibi sözlerle karşılaşır. Kısacası kentte el üstünde tutulur. Ama kentin bayanları üzerinde bıraktığı etki çok daha güçlü, çok daha şaşırtıcıdır.
Çiçikov’un baloya gelişi büyük mutluluk uyandırır. Bütün gözler O’na çevrilir ve herkes O’nun yanına toplanır. Herkese, her sorulana yanıt yetiştirir.Bayanlar yerini alır almaz “Acaba yüzlerinden, gözlerinden mektubu yazanın kim olduğunu anlayabilir miyim? diyerek onları süzmeye başlar. Ancak hiçbirinde böyle bir yüz ifadesi yoktur. Çiçikov O’nu bulmaya kararlıdır. Bayanlarla sohbeti koyulaştırır. Ancak tam o sırada, kötü bir sürpriz; Nozdriev salona girer. Çiçikov’un çok aptal bir insan olduğunu çünkü ölü can aldığını haykırır. Önce insanlar pek aldırış etmezler. Ancak bu hikaye kulaktan kulağa yayıldıkça insanlar itibar etmeye başlarlar. Olay o kadar yayılır ki herkes Çiçikov’un valinin kızını kaçırmak için bunu yaptığını düşünmeye başlarlar. Ancak her iki olay arasında hiçbir bağlantı kuramazlar. Sonunda kentte iki parti kurulur. Erkekler partisi ve kadınlar partisi. Erkekler, sadece ölü canlarla; kadınlar ise sadece valinin kızının kaçırılmasıyla ilgilenirler. Kısacası bütün kent olayı çözmek için seferber olur. Bu arada Çiçikov hasta olduğu için evden dışarı çıkamaz ve olaylardan haberdar olamamıştır. Dışarı çıktığında ise bütün insanların ona karşı tavırları değişmiştir. Kısa sürede olayları öğrenir. Buna canı sıkılır ve kenti terk eder …
2. BÖLÜM :
Çiçikov günler sonra Rusya’nın uçsuz bucaksız topraklarında dolaşırken cennet bahçelerini andıran çiftlikten gözünü alamaz ve çiftlik sahibi ile tanışmak için evine gider. Çiftlik sahibi Tientietnikov’dur. Okulu bitirdikten sonra bir süre memurluk yapar, müdürünün üstlerine farklı, astlarına farklı davranışı onu çileden çıkarır ve dayanamayıp ona hakaretlerde bulunur. Böylece işine son verilir. Tekrar çiftliğine dönerek aldığı eğitimle köylüsünü eğitip daha fazla verim elde etmek için çabalar. Köylüsüne toprak vererek hem kendisi için hem de çiftlik için çalışmasını sağlar. Onlara mümkün olduğunca iyi davranır, daha fazla boş zaman sağlar. Ancak gün geçtikçe verimin düştüğünü, köylünün davranışının değiştiğini fark eder. Zamanla iyice sıkılır. Her şeyden elini eteğini çeker. İşte tam bu sırada Çiçikov’la tanışır ve bir süre kendisiyle kalmasını ister. Çiçikov bunu kabul ederek tez elden çevre çiftlikleri gezerek çiftlik sahipleri ile tanışır. Ölü canlar satın alır. Tek hayali bir çiftlik sahibi olmaktır. Gittiği yerlerde çiftlik sahiplerinin eğitimli ve işten anlayan insanlar oldukları gözünden kaçmaz. Söylenenleri bir bir aklında tutar bu konular üzerinde geceler süren tartışmalara girer. Konuşmaların çoğu Köylünün eğitilmesi ve bilimsel yöntemlerle tarımın geliştirilmesi üzerinedir.
Bu arada Çiçikov ölü can almaya devam eder. Ancak bunları yaşıyor gibi göstermeyi de unutmaz. Çiçikov bu yolculuktan çok karlı çıkmıştır. 300 bin Ruble kadar para biriktirmiştir. Ancak yaptığı kanunsuz işler maliye memurlarına, valiye ve hatta prense kadar gitmiştir. Prens tarafından hapse atılır. Arkadaşı Murazov ona yardım edeceğini söyler ancak bunun karşılığı olarak bütün kötü alışkanlıklarından vazgeçmesini ister. Çiçikov isteği kabul eder. Prens ise hiç istemediği halde Murakov’u kıramaz ve Çiçikov’u serbest bırakır. Ancak tüm ülkeyi saran bir hastalık gibi rüşvet, ahlaksızlık ve dolandırıcılık almış başını gitmiştir.
Genel vali tüm memurları toplantıya çağırarak bu durumu gündeme getirir. Tüm insanların bu alışkanlıklardan vazgeçmesini, aksi taktirde bir çok kişinin işten atılacağını ve durumun Çar’a bildirileceğini söyler. Vali sözlerini şöyle bitirir. “Sahteciliğin hiçbir ceza, önlem ve yaptırım ile ortadan kaldırılamayacağını bilirim. Çünkü sahteciliğin kökleri ruhumuzun ta derinliklerine kadar sokulmuş ve rüşvet alma, olağan bir hak durumuna girmiştir. Düşman karşısında nasıl silaha sarılmışsak, namussuzluk ve sahteciliğe karşı da ayaklanmamız gerektiğini herkes anlamadıkça kötülükleri ortadan kaldırmamıza olanak yoktur …”
Eğer Çiçikov’un kişiliğinin ahlak yönü sorulursa; erdemli ve kusursuz bir kahraman olmadığı açıkça anlaşılır. Ancak O “İşini Bilen” biri diyebiliriz. Kolay yoldan mal edinme ve kazanç hırsı çoğu kişiye göre kusurdur ve saygıdeğer işlerden sayılmaz.

3-KİTABIN ANAFİKRİ :
Bir insanın hırsı uğruna neler yapacağı ve bunları yaparken yanlış yollara saparsak eninde sonunda foyamızın ortaya çıkacağı anlatılıyor.

4-KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARI DEĞERLENDİRİLMESİ :
Çiçikov zengin olmak için herşeyi yapabilecek ve göze alabilecek bir kişiliğe sahip.Tientietnikov ise çifte standartı sevmeyen dürüst bir insandır.

5-KİTAP HAKKINDAKİ ŞAHSİ GÖRÜŞLER
Kitapta çokça olay yaşandığından sürükleyici ve zevkli bir kitap.İnsanı sıkan uzun tasvirler ve uzun açıklamalara fazla yer verilmemiş.O yüzden okunması insana güzel gelebilecek bir kitap.

6-KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ
Kısa süren yaşamı süresince 19.yüzyıl Rus edebiyatı üzerinde derin izler bırakan Gogol, 1809 yılında Ukrayna’da küçük bir toprak sahibi ailenin çocuğu olarak doğdu. Küçük yaşta babasını yitirdi ve annesi tarafından büyütüldü. Liseyi bitirdikten sonra Saint Petesburg’a gitti, bir süre devlet memurluğu yaptı, Ukrayna folkloru üzerine çalışmaları ile dikkat çekip Petesburg üniversitesinde tarih dersleri vermek için davet edilse de, yarım kaldı bu uğraşı. Gogol’ün hezeyan düzeyindeki dinsel inançları ve çözemediği cinsel sorunları ile hayatla barışık olmayan bir kişiliği vardı.
Roman ve hikayeleri ile bir anda dikkatleri üzerinde topladı. Özellikle “Müfettiş”(1836) oyunu ve “Palto”(1842) hikayesi, Rusya’nın siyasi ve toplumsal meselelerine yönelik eleştirileri -Rus sosyal demokrat eleştirmen Bielinski ve arkadaşlarından- övgü topladı. İlginçtir ki Çar da beğenmişti “Müfettiş”i..! Oyununun sahnelenmesinden kısa bir süre sonra Rusya’dan ayrılan Gogol Roma’ya yerleşti. Buradan yazdığı yazılarında giderek muhafazakar bir tavır takınması Rusya’daki arkadaşları ile arasının açılmasına yol açtı ve zaten hassas bir dengede duran iç dünyasını iyice alt üst etti. 1852 yılında geçirdiği bir sinir krizi ile en büyük eseri “Ölü Canlar”ı yaktı, odasına kapandı ve bir kaç gün içerisinde öldü. Neyse ki, metnin ilk bölümü uşağı tarafından kurtarılmıştı.

Toplam 26 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.123451020...Son »
Facebook FriendFeed Twitter RSS Beslemesi

© Tüm Hakları Saklıdır - Roman Özetleri
Yazılar kaynak belirtilmeden kullanılamaz.

Wordpress Tema alexa bilgilerim Website Detay Creative Commons v3 ile Lisanslanmıştır!
Haberler Haberler